Tercümanlık dünyanın en eski mesleklerinden biridir. Aynı dili konuşmayan iki veya daha fazla kişi, grup, ülke arasında köprü vazifesi görür. Devletlerin tercüme üzerine özel ekipleri bulunur. Bu bağlamda çokta saygın bir meslektir. Farklı bir lisan biliyor olmak günümüzde olduğu gibi geçmişte de bir ayrıcalık sebebiydi. Farklı dil bilen kişiler bu meziyetini kullanarak ilgili alanlarda yeterlilikleri derecesinde çalışma olanağı bulmuşlardır.

Osmanlı’ da Bab-ı Ali kapısı denilen mekanda tercümanlar çalışır fermanları, anlaşmaları ve özel belgeleri itina ile istenilen dile çevirirlerdi. Osmanlı’da konuşma dili Türkçe, yazma dili Arapça saray dili ise Osmanlıcaydı. Ayrıca Farsça’ da sıkça konuşulan bir dildi. Bu yüzden tercümanların işi oldukça zordu. Ancak her işin olduğu gibi tercümanlığında ciddi bir eğitimi ve basamakları vardır. Bu basamakları isteyerek, zevk alarak, hakkını vererek yapan bir kişinin kesinlikle kusursuz bir iş çıkarması kaçınılmazdır. Osmanlı’nın yoğun ticaret içerisinde bulunduğu devletlerden biri Fransa’dır. İlk kapitülasyon tanıdığı devletin Fransa olması bunu kanıtlar niteliktedir. Fransızca tercüme o günlerden bugüne önemini hiç yitirmemiştir. Ülkemizde 60-70 kuşağının lise düzeyince görmüş olduğu yabancı dilde Fransızca’ dır. Fransa ile sıcak ilişkilerimizin olması durumun böyle olmasını gerekli kılmıştır.

Fransızca tercüme alanında dikkat edilmesi gereken belli başlı kurallar vardır. Fransızca dil olarak daha çok gırtlaktan seslerin bulunduğu bir dildir. Bu durum ise redaksiyon çalışmalarında daha titiz davranılmasını gerektirir. (redaksiyon: çevrilen dili anadili olarak konuşanlar tarafından çevrilen metnin akıcılık, tutarlılık ve dilbilgisi yönünde uygun olup olmadığı testi) Fransızca tercüme sektörü özellikle edebiyat, turizm ve hukuk alanında tercümelerin yapıldığı bir sektördür. Tabi ki de sadece yazılı alanda değil sözlü alanda da tercüme gerektiren (ardıl-simültane) birçok iş alanı mevcuttur.

Share
This

Post a comment