tercümanın kelime haznesi

Tercümanın kelime hazinesini, bir fırında olması gereken un, tuz, su gibi düşünmek hiç de yanlış olmaz. Ekmek pişirmek isteyen bir fırıncının, ana malzemelerden birinin olmamasıyla yada olması gerekenden az olmasıyla yapacağı ekmek ne kadar ekmek olursa, kelime hazinesi dar olan, fakir bir dile sahip bir tercümanın yapacağı tercüme de o kadar tercüme olur. Her ikisi de amacına hizmet edemeyen, ihtiyaca yetmeyen ve belki, katkı sağlamak yerine işleri daha çok karıştıracak kadar tehlikeli bir yetinme olur.

Zengin bir dil, çoğu zaman o dili konuşan kişiye göre de değişir. Ana dilini konuşurken dahi, tabiri caizse tutulan, uygun kelimeyi kullanmakta zorlanan, konuşurken düşünen insanların; hitabetlerinde son derece sıkıcı, dar bir anlatma yeteneğiyle, kendini düzgün ve doğru bir şekilde ifade edemeyen insanlar olduğunu düşünürüz. Ve böyle kişilere önemli konuşmalarda söz söyleme fırsatı tanımak istemez, onları dinlemekten de haz etmeyiz.

Bir tercümanın kelime haznesi dar olursa; konuşmalarındaki duraksamalar sebebiyle, onu dinlerken sıkılırız. Bu yüzden bir tercümanın başka bir dili bilmesinin yanı sıra kelime haznesinin genişliği de bir o kadar önemlidir. Kelime haznesi geniş bir tercümanın, sosyo-kültürel deneyimleri ve yatkınlıkları olmalı. Anlam genişlemeleri, anlam kaymaları konusunda da toplumsal reflekslerini iyi takip etmeli. Ayrıca bir tercüman; çeviri yapacağı uzmanlık konusu ile ilgili tüm litaratür ve terminolojiyi iyi bilmeli, konu hakkında gelişen terminolojiyi yakından takip etmelidir. Kelime haznesi dar olan bir tercüman; simültane ve ardıl tercüme yaparken kısıtlı zaman süresince yapacağı çeviride yalan yanlış kelimeler kullanabilir, konuşmanın seyrini tamamen değiştirecek gaflar yapabilir. Ve bir tercüman söyleyeceği kelimenin tam anlamını söyleyebilmek için, dilin merkezinden uzaklaşmamalıdır.

Share
This

Post a comment