tercüme yapmak

Bir tercümanın eğitimi boyunca önem taşıyan üzerinde ihtisaslaştığı kaynak dilin, her yönüyle öğrenilmesi demek sadece dili öğrenmek değildir. Tercüman o dili çözmelidir. Çeviri yapacağı ana dili olan hedef dil gibi bütün kuralları ile tüm özellikleri ile irdelemelidir.

Tercümanın öncelikle okuduğunu anlayabilmesi gerekir, metin içerisindeki kelimelerin o dil içerisindeki farklı, farklı anlamlarını analiz edip en doğrusunu bulması şarttır. Bazı dillerin kelime sayısı oldukça fazladır, bunları bilerek hedef dile çeviri yaparken en uygun şekilde aktarmalı ki, anlam kargaşasına yol açmasın. Kaynak dillerde kullanılan mecazi kelimeleri de iyi ayırt etmeli, en uygun manada kullanıp okuyucuları yanıltmamalıdır.

 

Kaynak dilin kolayca ifade edebildiği cümleleri, hedef dile aktarmak bazen oldukça güç olabilmektedir. Kısacık bir cümlenin anlamını yazmak oldukça uzun cümlelerin neticesinde olabilir. Eğer bir tercüman kaynak dilin toplumunu iyi özümsemişse, iki kültürü birleştirmek onun için zor olmayacaktır. Burada önemli olan tecrübeleri fazla tercümanlarla çalışmaya özen gösterip, çeviride yanılmamaktır. Kaynak dilin kültürü, tercümanların üniversitede almış oldukları eğitimin mutlaka desteklenmesi ile öğrenilebilir. Sadece eğitimle kalan tercümanlar çağın gerisinde kalarak, gelişmeleri takip edemez. Onun için gerekirse eğitimini aldıkları dilin ülkesinde de eğitimlerinin bir kısmını tamamlamaları, bu olanağı bulamazlarsa, o dile ait yayınları takip edip okumaları gerekir.

Denilebilir ki, sadece dilin kelimelerini bilip, konuşabilmek tercüme yapabilmek için yeterli değildir. Hem dili öğrenmek, hem de kaynak dil ile hedef dilin kültürlerini iyi analiz etmek, doğru bir tercüme için altın kuraldır. Bir tercüman kaynak dilin ülkesi ile hedef dilin ülkesinin ortak vatandaşı gibi olabilmeli, bizleri tercümeleri  ile doğru yönlendirebilmelidir.

Share
This

Post a comment